İÇİNE DÜŞTÜĞÜM KUYU

blog'a geri dön

26 yorum var - 17 Haziran 2008 23:11

Nefesinde gizlediğin,
İsmini saklı tuttuğun acının…
Kan damlayan dudak boşluğundan sızan tebessümün adı yok!
Manasız bir gülüşün,
Samimiyetsiz dokundurduğun elin tenimde kıymeti yok!
Durma git!
Ne gölgen kalsın ne siluetin!
Ne kokun yayılsın odama, ne de nefesini solusun nefesim!
Adımlarını at durma hadi git…
İnandırıcı değil,
Hiçbir bakışın gerçek değil,
Dokunuşlarındaki kadar sahte susuşların...
Tenim, tenimdeki sıcaklığına yenik…
Yitik bir ömre hınca hınç tüketilmiş bir yarının öfkesi bu kustuğum…
Kelimelerin ve kelimesizliklerin,
Oyunların ve yalanlarının içine saklandığın üzerine örttüğün saydam tebessümün geçirgen yarının da bir merhaba esir düştüğün…
Öfkeler eşliğinde sabahladığın gecelerin,
Bir kadının bedeninde gitip geldiğin anların çığlıklarıyla böldüğün gecelerim…
Acıların ve acımasızlıkların eşliğinde,
Korkutup kaçırdığın(korkup kaçtığın) ya da sevmeyi beceremediğin her kadının bedenin de küllendirdiğin aşkın izleri göz bebeklerinde…
Yenik düştüğün, kendine kaçtığın ve hiç bilemediğin bilmek için çaba göstermediğin yitirişlerinde saklı saplantıların…
Kaçışı yok artık,
Yeni bir başlangıcı yok…
Gözlerinde ki telaşın çaresi yok…
Senin ve benim ortak bir güne başlangıcı yok…
Dillenmesin yarınlara geleceğe meal yok!

...
birbirine girmiş bir zamanın birbirine dolanmış kelimelerini...

ben sana git..me derken gururun vardı senin elinde tuttuğun,
gözlerinde renk vardı
ben içime hangi duayı katsam
amininde sesin wardı..

şimdi tüm aydın odalarım karardı
her yeşil yaprağım sarardı
bunu öğretti hayat
senle harcadığım her dakika zarardı!

ben sana git..me derken insancıl bakışların wardı
içimi yakışların wardı
düşüme uyanışların
gülüşüme sarılışların wardı..
kalmadı!
benim sabır bardağım çok çatladı
buna da dayanır sandım
dayanmadı
içim senin beyazındaki çamurluğu almadı!
cehennem sıcağı öfkem wardı
herşey yanacak sandım
yanmadı!
yokluğun sandığın kadar kanatmadı!

ben sana git..me derken
bit..me diyordum aslında
şimdi burda o rengin ahengine kanacak ressam kalmadı!
!!!

kötülüğün bende "-me-" diyecek harf bırakmadı!!!

momento mori  18 Haziran 2008 00:20  

(uzunmuş sahiden ama cuk oturdu bea..)

momento mori  18 Haziran 2008 00:20  

Yenik düştüğün, kendine kaçtığın ve hiç bilemediğini bilmek için çaba göstermediğin yitirişlerinde saklı saplantıların…

depresifik  18 Haziran 2008 00:24  

momento çok güzel ve evet tam isabet :)

....

tanura  18 Haziran 2008 01:11  

karşı blog mu yapsaydim ne

momento mori  18 Haziran 2008 01:13  

içinden gelense neden olmasın :)

tanura  18 Haziran 2008 01:18  

est... böle daha yakışık :)))

momento mori  18 Haziran 2008 01:24  

öyle diyorsan öyle :)

tanura  18 Haziran 2008 01:25  

Bir yanılsamaydın belki.
Birkaç kadeh şaraptın.
Görüşü sarhoş
gündüzü, başında bir mermi ve tetik.

Vursan zihnini,
silinir mi yüz,
geçer mi iz bilinmez.

yalnızca gitmene ihtiyacım var biraz
biraz rahatça nefeslere uyanmaya
kimbilir hemencecik özlerim belki
sonrasıysa bilindik
denizin ve kanın ortasında
mavi ve kırmızının kiri mor...

gitmek üzere geldin
ve gidişin belki özlemdendir...

bou bou  18 Haziran 2008 07:27  

yüreğine sağlık...

tanura  18 Haziran 2008 12:34  

duygusal kelebeğim benim..

sweet drop  18 Haziran 2008 12:44  

sorma çok duygusalım ölcem yakında :)

tanura  18 Haziran 2008 12:44  

sakın tanura:)
ama evet kaçış yok:/ hay lanetler olsun yahu..

miau  18 Haziran 2008 13:23  

lanetler olası durumlar yaşanmasın
:)

tanura  18 Haziran 2008 13:25  

Birbirine değen tüm sözcükler sırayla geçtiler teninden.
Dudaklarında kırıldı en kötü kabusun
o en güzel düşünü seyrederken.

Tatar Ramize  18 Haziran 2008 14:10  

kilitlenmiş sözlerin birleşiminden ve savurduğun geçmişin bıraktığı izlerden yapma bir seyir

tanura  18 Haziran 2008 14:35  

Beklemek
taşıl kaygısı kaotik özlem
neydi beklediğimiz ve gelecek olan
salt aci
sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman
içinde göllerini nehirlerini çağlayanlarını
gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük
yokluğun dayattığı doğurgan sözcük: acı
bir deniz kızının uçma tutkusu
belleğin unutuş çılgınlıklarında
bilinmeyen organizmalar dönüştürürken
bedenlerimizi duygularımızı ben'imizi
çürüyorduk... kaçış yoktu... çıkış da...

yeşil maytap patlatan sahte mesihin sözleri
yalandı acımasızdı efendilerin belirlediği
ölçtüğü biçtiği yaşattığı kendimiz
umarsız öte benler=nesneler
ağlayın
ağlayın ve kanayın
yok olduğunuz irin zamanında

neolika  25 Haziran 2008 01:05  

Teşekkür ederim paylaşımın için...

tanura  25 Haziran 2008 13:38  

şah damarında bir bıçağın sinsice gezindiğini hissetmek gibi ..

UnTiTLe D  16 Temmuz 2008 18:53  

keskin ve soğuk

tanura  16 Temmuz 2008 22:47  

gereğinde can alıcı..

UnTiTLe D  16 Temmuz 2008 23:29  

gereğinde can yakıcı...

tanura  16 Temmuz 2008 23:39  

işte böyle bir yazıydı.. tanımını beraber yaptığımız .. hissettiğin her bir hücrene sağlık..beni benden etti..çok içimden birşeylerdi..teşekkürler..

UnTiTLe D  16 Temmuz 2008 23:41  

ben teşekkür ederim en sevdiğim şekliyle anı yaşattığın için ...

tanura  16 Temmuz 2008 23:43  

senin sözünü dinleyeceğim sevgili tanura...

elestirel  05 Eylül 2008 10:47  

boynum kıldan ince kalıyor
kelimeler yarınım oluyor geçmişimden iz sürerek adımım oluyor..

tanura  05 Eylül 2008 11:10  
bu yazıya puanı basanlar: