İÇİNE DÜŞTÜĞÜM KUYU

blog'a geri dön

40 yorum var - 18 Nisan 2008 00:44

İçtiğim kahvenin tadı yok!

Ne tat alabiliyorum ne de vazgeçebiliyorum. Alamadığım tadın ötesinde koca bir fincan kahveyi ellerimin arasında hala tutuyor ve yudumluyor olduğuma ise şaşırıyorum...
Ne düşünüyorum ya da düşüncelerim içinde en çok hangisini önemsiyorum bilmiyorum, kendi kendime konuşup, sorgular ve sualler eşliğin de zamanı geçiriyor olmaktan ise garip bir huzursuzluk duyuyorum...
Yaratıcı cümleler eşliğinde kalemden kâğıda öylece uzanıyorum…
Çelişkilerin karamsar boşluğunu çevreleyen duvarlarda onda ona çarpıp dağıtıyorum yüzümü…
Kanatıyorum dudaklarımı!
Ve korkuyorum!
Korkularımın kucağından düşüyorum uykuya, bir kaçışa merhaba dercesine dalıyorum yitik zamana…
Yerli yersiz zamanlara uyuyor, gözlerimi tekrar kapamaya korktuğum kâbuslarla uyanıyorum!
Terlemiş bedenimde korkunun telaşıyla, ayaklarımda yere basmanın ürkekliği ile adımlar atıyorum parmak uçlarımda. Bir sağa, bir sola bakarak ilerliyorum, bir iz ensem de, nefesini gizleyen bir yalan gölge!
Düşümden kalma bir siluet ardım da…
Ayılmak istiyorum, bu korkunun telaşından kurtulmak ve yeniden tat almak istiyorum…
Gülümseyemediğim hayattan, tadını unuttuğum, kokusunda kaybolduğum kahvemden yeniden tat almak istiyorum!
Ve yeniden adım atmak istiyorum ve yeniden adım atıyorum…
Hayatın orta yerinde bir çığlığa eşlik etmek istercesine seri adımlarla yürüyorum kendime, içime!
Kimsenin giremediği gizli bahçeme!
Yalandan, yasaktan, çelişkiden uzak kokulu bahçeme…
Ve kendime fısıldıyorum
Hayat devam ediyor hadi uyan!

kalk... şampiyon olacaksın

MaviParaNtez  18 Nisan 2008 00:52  

bazen sağalmak için içe dönmek gerekiyor...ve, evet,hayat devam ediyor...bizle ya da bizsiz...

depresifik  18 Nisan 2008 00:54  

Bu öykü hep böyle sürüyor Tanura.
Diyor ki adam, düşünce yerden bir parça toprak al, yeniden ayağa kalk.

minnie mouse  18 Nisan 2008 00:54  

yedi kere düşersin
sekiz kere kalkarsın
hayat böyledir işte... der bir japon ninnisi.
düşmelere yüklenen anlamlardan mı, yoksa kalkacak bir halin bir türlü gelmemesinden mi bilinmez bir ruh hali bu ama hiçlikten gelinip hiçliğe gidildiğini hatırlatmak gerek sıkça kendimize.

engelskirchen  18 Nisan 2008 00:57  

sÖZ'ün üsTAd... :]

yOLcv  18 Nisan 2008 01:00  

şampiyon olmak hımmm düşünmeliyim....

içe dönmek sanırım belirli zamanlarda yapılması gereken bir eylem...

ve evet bu öykü hep böyle sürüyor...

yani gelinen ve gidilen yer belli aslında...

Üstad (:

tanura  18 Nisan 2008 12:21  

şenlendim...gülüyorumda aslında her daim... (:

tanura  18 Nisan 2008 12:57  

Kimsenin giremediği bir bahçede düşüyor akla fikir. Uyan, sonra ellerini öp hayatın. Ölenler bu yüzden kaybettiler.Duy. Bahçelerine dadandı çocuklar,kiraz dallarına isimlerini yazdılar.Yeni doğmuş bir kedinin, ellendikten sonra sahiplenilmemesi gibi annesi tarafından. Atıldılar hayattan. Ört perdelerini...

bou bou  21 Nisan 2008 21:01  

hayatın çemberi korkuları ardına atılmış kırmızısı kadifeden perdelerle çevrili...

tanura  21 Nisan 2008 22:02  

insan bir link felan atar :D

acacia  21 Nisan 2008 22:57  

deli :P

tanura  21 Nisan 2008 22:58  

''...bildiğine inandığın tüm kelimeleri unut, bildiğine inandığın tüm anlamlarını...''

velvet kisses  21 Nisan 2008 23:00  

bildiklerimi unutmak...

tanura  21 Nisan 2008 23:02  

kuslarinsuwarisi  22 Nisan 2008 15:10  

bir hayat var yeşili olan...

tanura  22 Nisan 2008 15:43  

gözlerinde uçuşan kelebek

tanura  22 Nisan 2008 15:49  

güsel yani ne diyim hayırlısı artık

WENDIGO  22 Nisan 2008 15:52  

Tanura, allah seni bildiği gibi yapsın.. Ne diyeyim..

Chaotic Pessimist  22 Nisan 2008 16:02  

hayırlısı tabi :)
bırak bu işleri!
ööhhömm iyi biliyordur umarım :)

tanura  22 Nisan 2008 16:06  

lisedeyken yazdığın mektuplara gözyaşlarını da damlatıodun dimi sen

hom mega  22 Nisan 2008 16:07  

İyi biliyordur umarım da, hani derler ya bardağı taşıran son damla.. Hah senin yazı da böyle bi' etki bıraktı.. Ellerin dert görmesin.. Lanet olsun..

Chaotic Pessimist  22 Nisan 2008 16:08  

ben lisede hiç ağlamadım hiç mektup yazmadım...
hiç ümit besen, cengiz kurtolğu ve türevlerini dinlemedim benim ilk aşkım ya da aşklarım lisede olmadı :)

sağolsın :)

tanura  22 Nisan 2008 16:10  

hı hı eminim öyledir
hı hı

hom mega  22 Nisan 2008 16:12  

hıhı emin ol öyle çakma katil seni ...

tanura  22 Nisan 2008 16:14  

bunları yazarken yorulmuyosmusun allasen ilk satırını okudum içime fenalıklar bastı
yürüdüm özlemini çektimin gökkuşağının uzerinde bla bla

hom mega  22 Nisan 2008 16:18  

niye sen yalandan hikayeler yazarken yoruluyormusun ki ?

tanura  22 Nisan 2008 16:18  

hayat ne güzel di mi..çikolata dondurma..ups pardon..kuşlar böcekler ağaçlar..deniz..

sweet drop  22 Nisan 2008 16:19  

çok bunaltıcı sıcak dışarısı...iyi ki klima icad edilmiş

WENDIGO  22 Nisan 2008 16:21  

bende öyle düşünüyorum...
kapalı havada nefes almaya çalışmak zor iş...

tanura  22 Nisan 2008 16:22  

zarifenin arka ayağına sakız yapışmış..çıkarmak istedim elimi tırmaladı..öyle sakızla geziyo..

sweet drop  22 Nisan 2008 16:27  

senin zarife benim pamuk...
bizim kız da zifte basmıştı :P

tanura  22 Nisan 2008 16:30  

bıde 36 puan almış piff poff pefff
öf

hom mega  22 Nisan 2008 16:53  

lokumu ye..

saiph  24 Nisan 2008 02:20  

dişlerimi ağrıtıyor lokum...

tanura  26 Nisan 2008 19:21  

aç gözleri,
uykulu bakma ama
uyan hadi...
bir yolculuk bitti
yenisine gebe kalındı!
yol sen yocuda sen!
durma at adımlarını
uyan!
gelecek ayak uçlarında...
yolun diğer ucunda!

tanura  07 Mayıs 2008 00:59  

Hiç bir zaman yenilgiyi kabul etmeyip dört koldan sarılmalıyız hayata. Bugüne kadar okuduğum en güzel blog. Ruhuna sağlık. Kitap çıkarmayı düşünüyor musun ?

gonul dostu  16 Haziran 2008 22:23  

Fikir hırsızlığı yapmamalı bence kimse Benceeee

gonul dostu  16 Haziran 2008 22:32  
bu yazıya puanı basanlar: