İÇİNE DÜŞTÜĞÜM KUYU12 yorum var - 04 Nisan 2008 19:55parçalanmış sözler döküldü dudaklarının arasından --------------- gördüklerimden, duymayı bildiklerimden... kadını kıstırılmışlığın içine reva gören zihniyetin ta içine... ikkarus 04 Nisan 2008 20:04tamiri mümkün olmayan yaralarla dolu bedeninin susuzluğunda kıvranan bir çift larva kadar değeri yoktu sevginin ah şu sabah ereksiyonu da olmasa, dercesine.. fyodor sezai 07 Nisan 2008 14:23Erkek, hayatının çok kısa bir dönemini, yüreğinde salak, bir o kadar masum ve bilinçsiz bir sevgiyle, her gördüğü bir çift gözün(ki o zamanlar fazlası gelmez aklına) peşinden koşturarak geçirir.. ve ne yazıktır ki hiç bir hatun kişi, bir erkeğin belkide bu en masum, en zararsız halini anlamaz, algıla(n)maz.... sonra erkek için her aşk, ilk aşk, son aşk ve bilumum btün aşk çeşitlerinin tek anlamı; hayal kırıklığı dır ve bu hayal kırıklığının yarattığı, hayvani duygulara sahip bedenleriyle erkekler(ben,sen,o ve her kimseler) senin dediğin gibi sevilmek için sevişmeyi değil sevişmek için sevmeyi öğrenmişlerdir... xquenx 08 Nisan 2008 12:04sevmek için sevişen insanlardan öteye gidememişti. sevebilen yerlerini de böylece acıtmıştı,ısırmıştı,kanatmıştı. bundan sonrasıysa bilindik, basit gülmeler ve sebepsiz kapaklanmak dizleri üstüne. eksilmek.gözlerinden eksilmek. bou bou 08 Nisan 2008 17:35şimdi ben burda anlatılan kadına aslında ne olduğunu söylerdim ama sonra bana yüzeysel diyorlar, budaklı meşe diyorlar. benbilmembeyimbilir 13 Nisan 2008 21:00bu yazıya puanı basanlar:
|