İÇİNE DÜŞTÜĞÜM KUYU

blog'a geri dön

12 yorum var - 04 Nisan 2008 19:55

parçalanmış sözler döküldü dudaklarının arasından
liğme lime edilmiş bir beden de öte bir şey değildi!
ellerinin arasında bir ömrü tutmuş, aralık kalan hayat penceresinden izliyordu ...
kalem tutmayan elleri, görmeyi beceremediği gözleriyle yaşam vermeye çalışıyordu acıkmış ruhuna.
hüzne tok, mutluluğa, aşkla sevişilen gece esaretlerine aç olan ruhuna yaşam vermeye çalışıyordu.
öpülerek uyanılmadığı her sabah hayata öfkeyle bakan bir hayat kadınından öte görmüyordu kendini...
sevmek için sevişen insanlardan öteye gidememişti,
kendine acımaktan ise hiç vazgeçmemişti...
bir gece ansızın uyanmış ve etrafta bir rüzgar hissetmişti, bedeninde ansızın beliren bir telaş vardı sanki..
bütün bedeni harek ediyor, her şey yer değiştirip yenileniyordu...
içinde bir şey kımıldıyordu...
ansızın saplanan ağrılarla memelerine sarılırcasına kavrıyordu...
anlamsız değişikliğin ismini koymaktan ise korkuyordu!
aşksız bir sevişmeden sızan beden akıntılarının bir hayatı ona armağan etmiş olmasına ise hiç olanak vermiyordu.
bedeni aç olan adamlarla sevişen, aşkı hissetmeden içeri girip çıkan adamlardan, haz alınmayan sevişmelerden sızan bir bebeğe tahammülü olurmuydu bilmiyordu...
ağlıyor ağlıyor ağlıyordu...

hayata veda edecek kadar ise hiç vazgeçemiyordu hayattan..
istediğini yaşamamış olsada seviyordu aldığı nefesi...
bir kadındı,

ve o artık tad alamadığı ama sevmekten vazgeçemediği dünyaya yeni bir hayat veriyordu
anneydi...
hissetmeye meğilli!

---------------

gördüklerimden, duymayı bildiklerimden...

kadını kıstırılmışlığın içine reva gören zihniyetin ta içine...



kadın duyarlılığına bin selam tanuracım:))

ikkarus  04 Nisan 2008 20:04  

teşekkür ederim ikkarus :)))
sağolsın...

tanura  04 Nisan 2008 20:06  

eline sağlık.

apokrif  05 Nisan 2008 19:03  

teşekkür ederim...

tanura  07 Nisan 2008 13:41  

tamiri mümkün olmayan yaralarla dolu bedeninin susuzluğunda kıvranan bir çift larva kadar değeri yoktu sevginin ah şu sabah ereksiyonu da olmasa, dercesine..
ellerine sağlık tebrikler.

fyodor sezai  07 Nisan 2008 14:23  

bende teşekür ederim ayırdığın zaman için...

tanura  07 Nisan 2008 14:26  

Erkek, hayatının bir dönemini, yüreğinde salak, bir o kadar masum ve bilinçsiz bir sevgiyle, her gördüğü bir çift gözün(ki o zamanlar fazlası gelmez aklına) peşinden koşturarak geçirir.. ve ne yazıktır ki hiç bir hatun kişi, bir erkeğin belkide bu en masum, en zararsız halini anlamaz, algıla(n)maz.... sonra erkek için her aşk, ilk aşk, son aşk ve bilumum btün aşk çeşitlerinin tek anlamı; dır ve bu hayal kırıklığının yarattığı, duygulara sahip bedenleriyle erkekler(ben,sen,o ve her kimseler) senin dediğin gibi sevilmek için sevişmeyi değil öğrenmişlerdir...

xquenx  08 Nisan 2008 12:04  

. sev yerlerini de böylece acıtmıştı,ısırmıştı,kanatmıştı. bundan sonrasıysa bilindik, basit gülmeler ve sebepsiz kapaklanmak dizleri üstüne. eksilmek.gözlerinden eksilmek.

bou bou  08 Nisan 2008 17:35  

düşmek her şeyden,
yarım yamalak aşkların sağır yolculuğunda...

tanura  09 Nisan 2008 15:51  

şimdi ben burda anlatılan kadına aslında ne olduğunu söylerdim ama sonra bana yüzeysel diyorlar, budaklı meşe diyorlar.
neme lazım vazgeçtim.

benbilmembeyimbilir  13 Nisan 2008 21:00  


şimdi ne desem bilemedim Peh

tanura  13 Nisan 2008 22:22  

BU NE GÜZEL Bİ RYAZI

manawar  20 Temmuz 2008 04:06  
bu yazıya puanı basanlar: